Yazar Arsivi


Warning: Parameter 1 to SpriteLongestDimensionSorter::sort() expected to be a reference, value given in /home/bosanmah/public_html/wp-content/plugins/csprites-for-wordpress/csprites/classes/SpriteSprite.php on line 36

Warning: Parameter 1 to SpriteLongestDimensionSorter::sort() expected to be a reference, value given in /home/bosanmah/public_html/wp-content/plugins/csprites-for-wordpress/csprites/classes/SpriteSprite.php on line 36

Eşimin , namusum hakkında attığı iftira karşısında nasıl savunma yapabilirim ?

Eşim ile 3 yıl flört sonunda 02/08/2009 tarihinde evlendik. 11.ayın sonunda ayrılık kararı alıp , kendimize ait eşyalarımızı da evden alıp evi boşalttık. 2 aya yakındır bekledim dava açmadı. Ben de anlaşmalı boşanma protokolünü avukatıma hazırlatıp, imzalatıp eşime bildirmesini istedim. Ancak eşim, avukatına danışacağını, okumadan imzalamayacağını (zorla imzalatıyormuşuz havasında-hiç bir şey talep etmeme rağmen) söyleyerek avukatımla tartışmış. Onun tutacağı bir avukatla bu işin bitmesi gerektiğini söyledi. Bu sefer de avukatımın da teklifiyle ben anlaşmalıdan vazgeçip nafaka tazminat talep edebileceğim bir dava açtığımı söyledim. Bunun üzerine,flört dönemimizde iken , üniversite hocamın bana ilgi duyduğunu belirten (ve eşime söylemekten çekindiğim) mektubu dile getirip namus adına suçlamalarda bulundu. Benim adıma herhangi bir yanlış durum olmadığını nasıl kanıtlarım ve bu çekişmeli boşanma, en kısa sürede ,ne şekilde, hangi yollarla son bulabilir? Yardımcı olursanız çok sevinirim.Teşekkürler..

 

Sayın Okurumuz

Eşinizin iddia ettiği olayları ispat etme yükü kendisindedir. Yani eşiniz iddia ettiği olayların olduğunu ispatlamak zorundadır. Eğer kendisi bu olayları geçerli delillerle ispat edemez ise iddiasını ispatlayamamış sayılır. Sizin bu olayların olmadığını ispatlama yükünüz yok.

 

Ayrıca bu olayın flört döneminizde olduğunu söylüyorsunuz. Ve bundan eşinizin bilgisi olmuş. Eşiniz bunu öğrendikten sonra sizinle aynı çatı altında yaşamaya devam etmiş ise kanunen sizi affetmiş sayılır. Affettiği için de bunu boşanma sebebi olarak sunamaz.  Sunsa bile bu sebebe dayanan boşanma davası reddedilir.  Tabi ki önceden bunları mahkemeye bir dilekçe ile beyan olarak sunmanız ve tanıkla ispat etmeniz gerekmektedir. 

 

Bosanmahukuku.com

BoÅŸanma Hukuku’na girerken

BoÅŸanma , en az evlilik kadar ciddi bir olaydır. Bu süreci yaÅŸamaya baÅŸlayanlar pek çok yönden zorlu bir süreç ile karşı karşıya gelmektedirler. Bosanmahukuku.com’un amacı bu süreçte genel bir fikir vermektir. Yoksa kiÅŸilerin boÅŸanma konusunda bana yol gösterir misiniz gibi çok geniÅŸ kapsamlı soruları avukatınıza yöneltmeniz gerekmektedir. Sitemizde boÅŸanma sebeplerini, anlaÅŸmalı boÅŸanmayı, nafaka konusunu, velayeti , çocuk psikolojisini , tazminat konusunu , soru cevap videolarını ,   inceleyebilirsiniz. Sitemizdeki bilgiler kiÅŸiye özel danışmanlık kapsamında deÄŸildir. Zira size özel yaÅŸanan sorunları ancak ve ancak yine size özel verilecek hukuki yardım çözebilecektir. BaÅŸka bir deyiÅŸle yaÅŸanan her boÅŸanma davası kendine özgüdür ve burada yer alan genel bilgiler yaÅŸadığınız soruna uygun olmayabilir veya bu bilgiler arzu etmediÄŸiniz sonuçlara sebep olabilir. Bu sebeple arzu etmediÄŸiniz sonuçların gerçekleÅŸmesi halinde meydana gelebilecek olumsuz durumlardan sitemiz sorumlu deÄŸildir. BoÅŸanma gibi ciddiyet gerektiren bir iÅŸle ilgili mutlaka bir avukattan hukuki yardım almanızı önemle ve ÅŸiddetle tavsiye ediyoruz. Aksi halde boÅŸanma davası yolunda pek çok hak kaybına uÄŸrama ihtimaliniz kuvvetle muhtemeldir. BoÅŸanma davanızı tek başına takip etmeye çalışmamanızı tavsiye ederiz. Sorularınız için bosanmahukuku@gmail.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.

Eşimle şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı aldık. Henüz dava açılmadı. Ancak eşim evden gitmem için baskıda bulunuyor. Eşyaları toplayıp evi terketmem doğru mudur? Dava açılmadan evi terketmeli miyim ya da kendisi gitmek istediğinde ne yapmalıyım ?

Eşimle şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı aldık. Henüz dava açılmadı. Ancak eşim evden gitmem için baskıda bulunuyor. Eşyaları toplayıp evi terketmem doğru mudur? Dava açılmadan evi terketmeli miyim ya da kendisi gitmek istediğinde ne yapmalıyım ? Bilgilerinize arz ederim. Saygılarımla..

 

Size boşanma kararı aldıracak kadar sarsıcı bir olay yaşadığınıza göre evlerinizi ayırmanız doğru olanıdır.  Şayet boşanma sebebi nniteliğinde bir olay gerçekleştiğinde aynı çatı altında yaşamaya devam ederseniz eşinizi affetmiş sayılırsınız. Bu durumda da sözkonusu olaya dayanarak boşanma davası açamazsınız.  Ayrılırken size ait eşyaları almanız doğru olur. 

 

BoÅŸanma Hukuku

MURİSİN YAPTIĞI BAĞIŞLAR – MİRASTA İADE- TENKİS

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E: 2004/5449 K: 2004/8642 T: 29.06.2004

MURİSİN YAPTIĞI BAĞIŞLAR – MİRASTA İADE- TENKİS

 

Özet : Türk Medeni Kanununun 603. Maddesi hükmüne göre müteveffanın hayatta iken füru lehine yapmış olduğu ölüme bağlı olmayan bütün teberrular, miras payına mahsuben yapılmış sayılır ve iadeye tabi ise de; tanık beyanlarından  (murisin bu taşınmazını kendisine hastalığında bakmış olmaları ve ameliyatı ile ilgilenmeleri nedeniyle minnet duygusu altında hibe ettiği) anlaşıldığından iadeye tabi tutulması doğru görülmemiştir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden Türkan Küçükşenel ve Yaşar Gonca ile vekili Av.Metin Ece geldiler. Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 4722 Sayılı Kanunun 17. Maddesi gereğince mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.

Türk Kanunu Medenisinin 603, maddesinde yer alan hükme göre; müteveffanın hayatta iken füru lehine yapmış olduğu ölüme bağlı olmayan bütün teberruları, miras payına mahsuben yapılmış sayılır ve kural olarak füru arasında iadeye tabidir. (TKM. Md. 603/ 1) Füruun, müteveffanın sağlığında almış olduğu teburrularla ilgili iki halde iade yükümlüğü yoktur. Birincisi; verilmesi mutad olan hediyelerin iadeye tabi olmamasıdır. İkincisi, murisin açık irade beyanı ile lehine teberruda bulunduğu mirasçısını mirasta iade mükellefiyeti dışında tutmasıdır. (TKM. Md. 603/2 Füruu lehine yapılmış olan ölüme bağlı olmayan bütün teberrular kural olarak furuu arasında iadeye tabi olduğuna göre, bunun aksini kanıtlama yükümlülüğü teberruyu almış olan davalılara düşer.

Toplanan delillerden; murisin; dava konusu 704 parsel sayılı taşınmazını 30,10,1996 tarihinde davalılara yarı yarıya olmak üzere kayıtsız koşulsuz hibe ettiği anlaşılmaktadır.Tanık beyanlarından özellikle tanık koşulsuz hibe ettiği anlaşılmaktadır. Tanık beyanlarından özellikle tanıklar MC, ve ME nin ifadelerinden murisin bu taşınmazını kendisinden hastalığında bakmış olmaları ve ameliyatı ile yakından ilgilenmiş olmaları nedeniyle minnet duyusu ile davalılara hibe ettiği anlaşılmaktadır. Tanıkların bu sizlerinden davalılara  yapılan teberrunun miras paylarına mahsuben yapılmadığını ve iadeye tabi olmadığını göstermektedir. Kaldı ki; hibenin hiçbir kayıt ve koşula bağlı tutulmamış olması da murisin iradesinin iade yönünde olmadığına delalet etmektedir. O halde, davalılara sağlar arası tasarrufla hibe edilen dava konusu taşınmazın iadeye tabi tutulması doğru görülmemiştir.  Ne var ki, davacılar tenkis de talep ettiklerine göre delillerin tenkis hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine, yerinde olmadığına, duruşma için takdir olunan 375,000,000 lira vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 29,06,2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.