Yazar Arsivi
AİLE HUKUKU. MAL REJİMİNE DAYANAN İADE DAVASI . MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ ZORUNLULUĞU . DAVAYI TEFRİK
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E: 2008/4260 K: 2009/7171 T: 14.04.2009
AİLE HUKUKU. MAL REJİMİNE DAYANAN İADE DAVASI . MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ ZORUNLULUĞU . DAVAYI TEFRİK
Özet: Evlilik süresince edinilen mallara katkı sağlanmasından dolayı, söz konusu mallar üzerindeki hakların verilmesi için açılan davada eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi zorunludur. Bu nedenle mal rejimine ilişkin davanın boşanma davasından tefrik edilmesi ve boşanma davasının sonucunun beklenmesi gerekir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-     Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-     Davacı, boşanma davasına ilişkin dava dilekçesinde; evlilikleri süresince kazancını davalıya verdiğini, bu suretle edinilen mallara katkısının oluğunu ileri sürerek, edinilen mallar üzerindeki haklarının verilmesini de istemiş; 18.06.2007 ve 27.06.2007 tarihli dilekçelerinde de, davalı adına kayıtlı olan taşınmaz, araç ve bankadaki mevduatın 1/2 şer oranda kendi adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmaza olan katkısı nedeniyle 75.000.- TL nin aracın yarı değeri olan 10.000.-TL nin ve F. Faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Gösterilen değerler üzerinden nisbi peşin harcı da 27.06.2007 tarihinde yatırmıştır. Davacının, taşınmaz, araç; ve bankadaki mevduata ilişkin taleplerinin incelenebilmesi için, eşler arasındaki mal rejiminin sona ermiş olması zorunludur. Aralarındaki mal rejimi sona ermeden açıklanan taleplerin esası hakkında hüküm kurulamaz. O halde, davacının mal rejiminden kaynaklanan taleplerinin boşanma davasından tefrik edilmesi, boşanma davasının sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözetilmeden kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda 2. Bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının davalı yararına takdir edilen nisbi vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları ile harçlara ilişkin yönlerin incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan ve incelenmeyen yönler haricindeki kısımlarının yukarıda 1. Bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
AİLE HUKUKU . BOŞANMA KARARINDAN SONRA BİRLİKTELİĞİN SÜRDÜRÜLMESİ. İYİNİYET KAVRAMI
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E: 2009/4466 K: 2009/7493 T: 20.04.2009
AİLE HUKUKU . BOŞANMA KARARINDAN SONRA BİRLİKTELİĞİN SÜRDÜRÜLMESİ. İYİNİYET KAVRAMI
(TMK m. 2)
Özet: Boşanma kararından uzunca bir süre bekledikten sonra kararın tebliğ ettirilmesi iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemez. Zira taraflar boşanma kararından sonra iki yıl birlikteliği sürdürmüşlerdir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Tarafların anlaşarak boşanma taleplerine ve bu yönde hüküm almalarına rağmen, hüküm tebliğ ettirilmeyip, iki yıldan fazla birlikteliğin sürdürülmesi, açıklanan iradelerinin samimi olmadığını gösterir. 2 yıl 6 ay sonra hükmün tebliğ ettirilmesi Türk Medeni Kanunu nun 2. Maddesi ile bağdaşmaz. Bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 20.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
AİLE HUKUKU . BOŞANMADA MANEVİ TAZMİNAT. KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E: 2008/5724 K: 2009/8745 T: 05.05.2009
AİLE HUKUKU . BOŞANMADA MANEVİ TAZMİNAT. KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI
(TMK m. 174/2)
Özet: Davalı kocadan kaynaklanan, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir maddi olay kanıtlanmadığına göre manevi tazminat istemi reddedilmelidir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-     Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-     Davalı kocadan kaynaklanan, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde maddi bir olayın varlığı kanıtlanmamıştır. Türk Medeni Kanunu nun 174/2. Madde koşulları davacı lehine gerçekleşmediği halde manevi tazminat takdiri doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün 2. Bentte açıklanan nedenle manevi tazminat yönünden davalı yararına BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan yönlerin 1. Bentte belirtilen nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu karırın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.05.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MİRASIN İNTİKALİ , UYGULANACAK KURALLAR . TENKİS HESAPLARI. TENKİS HESAPLARINDAKİ YANLIŞLIĞIN DÜZELTMESİ YOLU
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E: 2005/8670 K: 2005/9453 T: 20.06.2005
MİRASIN İNTİKALİ , UYGULANACAK KURALLAR . TENKİS HESAPLARI. TENKİS HESAPLARINDAKİ YANLIŞLIĞIN DÜZELTMESİ YOLU
Özet: Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirnerir. (4722 SK. M. 17)
Davalı tarafından vakfa bağışlanan 4 taşınmaz ile ilgili dava açıldığı halde vasiyet konusunda bir dava bulunmadığı gözetilmeden varmış gibi vasiyetle ilgili tenkis hasapları yapılması doğru değildir.
HUMK un 381/2 ve 388, maddelerine göre gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlış ta olsa, buna uygun düzenlemeler gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 S.KL. md. 17)
1-     Davalı Fatma yönündün 743 Sayılı Yasanın 512. Maddesi nazara alınmadan tenkis kararı verilmiş ise de aleyhe bozma yapılamayacağından davacı Mihriban ın aynı madde düzenlenmesi karşınında davalı Mehmet e yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-     Davalı vakıf temyizine gelince;
Davalı tarafından vakfa bağışlanan 4 taşınmaz ile ilgili dava açıldığı halde, vasiyet konusunda bir dava bulunmadığı gözetilmeden varmış gibi vasiyetle ilgili tenkis hesapları yapılmaları doğru değildir.
3-     Davalı Mehmet e yapılan 1321 parsel sayılı taşınmaz kazandırmasının da tenkis hesabında davalı vakfa yapılmış gibi kabul edilerek hesap yapılması bozmayı gerektirmiştir.
4-     Faiz yönünden kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 381/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388, maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli karırın, tefhim edilen karar yanlış da olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli karardaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10,04,1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
SONUÇ: 1. Davacı M nin temyiz itirazlarının 1. Bentte belirtilen nedenle REDDİNE,
2. Hükmün 2,3 ve 4 bentlerde gösterilen nedenlerle davalı vakıf yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz yönlerinin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.