Yazar Arsivi
BOŞANMA DAVASINDAN FERAGAT , YENİ AÇILAN DAVA , FERAGATI İZLEYEN SÜREÇTEKİ EYLEMLER , YOKSULLUK NAFAKASI
YARGITAY 2 HUKUK DAİRESİ
E: 2007/13680 K: 2007/13225 T: 04.10.2007
BOŞANMA DAVASINDAN FERAGAT. YENİ AÇILAN DAVA. FERAGATI İZLEYEN SÜREÇTEKİ EYLEMLER.
YOKSULLUK NAFAKASI
Özet: Davalı kadın, daha önce açtığı boşanma davasından 5.12.2003 tarihinde feragat etmiş; davalı koca ise 24.12.2003 gününde boşanma davası açmıştır.
Feragatten sonra davacı kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektirir bir olayın varlığı kanıtlanmadığı gibi, toplanan delillerden; eşini sebepsiz yere sürekli olarak şikayet eden kadının tam kusurlu olduğu anlaşıldığından eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmez.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-     Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delilerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-     Davalı kadın, daha önce açtığı boşanma davasından 5.12.2003 tarihinde feragat etmiştir. İşbu dava ise koca tarafından 24.12.2003 tarihinde açılmıştır. Feragat o tarihe kadar ki olayların affedildiğini en azından boşanma sebebi yapılmadığını gösterir. Feragatten sonra davacı kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektirir bir hadisenin varlığı kanıtlanamamıştır. Toplanan delillerden, boşanmaya sebep olan olaylarda eşini sebepsiz yere sürekli olarak şikayet eden kadın tam kusurludur. Tamamen kusurlu olan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez. İsteğin reddi gerekirken yazılı şekilde davalı yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda 2. Bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin 1.bentte gösterilen sebeple ONANMASINA aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
KAYIMLIĞIN KALDIRILMASINDA İZLENECEK YÖNTEM
YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ
E: 2007/8290 K: 2007/8674 T: 24.5.2007
KAYIMLIĞIN KALDIRILMASINDA İZLENECEK YÖNTEM
Özet: Tapu maliki ile davacıların miras bırakanın aynı kişi olup olmadığının tespiti mümkün olduğu dikkate alınarak kayyımlığın kaldırılması istemi değerlendirilmelidir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar kayyımlığın kaldırılmasını istemişlerdir. Kayyımlığın kaldırılması davasında tapu maliki ile davacıların miras bırakanın aynı kişi olup olmadığının tespitinin mümkün bulunmasına göre delillerin bu çerçevede değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
AİLE MAHKEMESİ , TEDBİR KARARININ NİTELİĞİ , NİHAİ HÜKÜM , TEMYİZ OLANAĞI
YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ
E: 2007/7154 K: 2007/6992 T: 30.04.2007
AİLE MAHKEMESİ. TEDBİR KARARININ NİTELİĞİ. NİHAİ HÜKÜM. TEMYİZ OLANAĞI
Özet: Aile Mahkemelerinin, 4320 Sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde verdikleri kararlar, (nihahi hüküm) niteliğinde olmayıp HUMK un 105,106,107 ve 108. Maddeleri hükümlerinde belirtilen usule tabi olduğundan, temyizi kabil değildir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. (HUMK m. 427) Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.
4320 Sayılı Kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Aile Mahkemesi Hakimi tarafından ( 47875 SK m. 9/1) Resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta Aile Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayrı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranıştı bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır açıklamaları yapılmıştır.
Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar karırın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.
Geçici tedbir niteliğinde olan bu karırın itiraza tabi olmadığı da kanunun Adalet Komisyonunda görüşülmesi sırasında kabul edilmiştir. Kanun bu hali ile kesinleşmiştir.
Şu halde 4320 sayılı kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk usulü Muhakemeleri kanunu nun 105,106,107, cğ 108. Maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109. Maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir. Temyiz isteğinin bu sebeplerle reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin REDDİNE temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi.
BORÇLUDAN FAZLA PARA TAHSİLİ . NEDENSİZ ZENGİNLEŞME . DAVA HAKKI. HAKLARIN YARIŞMASI
YARGITAY 3.HUKUK DAİRESİ
E: 2006/1964 K: 2006/3957 T: 10.04.2006
BORÇLUDAN FAZLA PARA TAHSİLİ . NEDENSİZ ZENGİNLEŞME . DAVA HAKKI. HAKLARIN YARIŞMASI
(İİK. M. 361)
Özet: İcra takibinde borçludan yanlışlıkla fazla para tahsil edilmesi durumunda, borçlu dilerse genel hükümler doğrultusunda dava açarak nedensiz zenginleşme kurallarına göre istirdat talebinde bulunabilir.
Bu konuda İİk de özel hüküm bulunması borçlunun genel hükümlere göre açacağı davaya engel olamaz.
Dava dilekçesinde 3.680.563.158 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiştir. Hüküm davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, davacı aleyhine yapılan icra takibinde faizin fazla hesaplanmış olması nedeniyle davacı tarafından 3.680.563.158 liranın fazladan ve yersiz tahsil edildiği ileri sürülerek, faizi ile birlikte tahsili istenilmiştir.
Mahkemece İİK in 361. Maddesi gereğince icra dairesince fazladan ya da yanlışlıkla tahsil olunan paranın ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra müdürlüğüne müracaatla geri alınmasının mümkün olduğu, ayrıca dava açılmasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar İİk in 361. Maddesinde icra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır. Hükmü düzenlemiş ise de bu kanuni hüküm borçlunun genel hükümler borçlar kanunu nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri) uyarınca mahkemeye müracaat ileistirdat talebi hakkını ortadan kaldırmaz.
Davacı (borçlu) sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdat talebinde bulunduğuna göre, dava açmakta hukuki yararının bulunduğu gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK un 428. Maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.