
AZ HASARLI BOŞANMAK İÇİN ALTIN KURALLAR
Boşanma kararını vermek
Yurdumuzda son yıllarda boşanmalar giderek artmaktadır. Boşanma öncesi yaşananlar; çiftleri , varsa çocukları ve aileleri çok ciddi bir surette sarsmaktadır. Boşanan kişiler medyatik insanlarsa, toplumu da bu sarsıntıyı paylaşmaktadır.
Hiç kimse gerektirmedikçe boşanmayı aklına getirmez. Bizim toplumuzda boşanmak için haklı dahi olsanız, aileniz , arkadaşlarınız sizin evli kalmanız için çaba sarfeder. Bazen de kişisel ,ekonomik, toplumsal ve kültürel nedenlerle çiftler evliliğe devam eder. Fakat bu durumda evliliğin anlamı kaybedilmiş ve evliliğin içi boşalmıştır.
Boşanma Sebepleri:
-Çok fakir olma veya çok zengin olma
-Bir tarafın ailesine çok düşkünlüğü ve pasif ve zayıf kişilik yapısına sahip olması
-Aldatma ve aldatılma,
-Kişilik ve hayat tarzında uyumsuzluklar,
-Cinsel sorunlar ve fantezi talepleri,
-Ruhsal ve fiziksel hastalıklar,
-Alkol-kumar-uyuşturucu, pornografi, internet bağımlılığı,
-Din, mezhep ve ırk farklılıkları,
-Bir tarafın çekilmeyecek derecede kıskanç olması,
-Bir eşin diğerini sürekli eleştirmesi veya onu aşağılaması,
-Erkeğin kadını duygusal yönden tatmin edememesi,
-Kadının eşini aşağılaması, ve onun cinsel gücüyle alay etmesi,
-Çocuk sahibi olamamak,
-Erkeğin sürekli eve geç gelmesini alışkanlık haline getirmesi ve ihmalkarlığı,
-Aile sorumluluğunun sadece eşlerden birine yüklenilmesi,
-Ani statü değişikliklerinin sebep olduğu taşkınlık ve hayat tarzı değişikliği,
-Anne babaya bakma mecburiyeti , ve onlarla bir arada yaşamaya zorlanma,
-Kadının ev ve eş sorumluluğunu yürütememesi,
-Aile baskısıyla yapılan evlilikler.
Her kesin boşanma sebebi farklı olabilir ve bu liste daha da uzatılabilir. Burada önemli olan çiftlerin en az hasarla ayrılmasıdır…Maalesef büyük umutlar ve aşklarla evlenen insanlar; boşanma sürecinde birbirlerine karşı çok acımasız olabiliyorlar…Derler ya “evlilik aşkı öldürür” bu tür ailelerde aşk dahil bütün iyi duyguar ölmüştür. Evliliğin getirdiği yıpranmalar, yaşanan sıkıntılar insanları kendi evliliklerine yabancılaştırmıştır. Evliliğin getirdiği güzellikler unutulmuş, hep kötü yaşam olayları anımsanır hale gelmiştir. Taraflar karşı tarafın “açık vermesini” kollar hale gelmiştir. Her yapılan iş , batmaya başlamıştır. Sürekli iğneleyici sözler ortada dolaşmaya başlamıştır.
Taraflar bütün kozlarını ve güçlerini kullanırlar. Artık ne zamanki kavgayı devam ettirecek enerji tükenir; tarafların gölgesi dahi diğerini rahatsız eder. Bu durumda boşanma kaçınılmazdır. İşte bu aşamaya gelen evliliklerde, ayrılmalar insanın canını yakmaktadır. Mağdur olduğunu düşünen eş, bütün gücünü kullanarak diğerinin canını acıtmak istemektedir.
Tamamen negatif duygular ortaya saçılmıştır. Hele birde aldatılma varsa, aldatılan taraf çok acı çeker ve çok saldırganlaşır. Aldatanı acıtmak ister ki biraz acısı dinsin. Zengin aileler de büyük ve yüksek tazminat ve “mal” talepleri de aslında karşı tarafı “acıtmanın” önemli bir parçasıdır.
Son zamanlarda medyatik insanların önde gelen isimlerinin boşanma davaları her kesimden insanı hayrete düşürdü. Suçlamalar , “mal kaçırmalar”, iftiralar; kamuoyunda üzüntülere ve bu durumu sorgulamalara yol açtı. “Acaba boşanmalar; iki medeni insan gibi yapılamaz mı?” sorusu sorulmaya başlandı… Aslında durumu bu son kerteye getirmemek lazım.
Son kerteye geldikten sonra, istenmeyen olayların yaşanılması kaçınılmaz oluyor…
O zaman şu soruyu sormak gerekiyor? “Az hasarla nasıl boşanılır ve ne zaman boşanma kararı vermek gerekir?”
Hangi durumlarda boşanmayı düşünmeliyiz?
-Eşimize karşı duygularımız sona ermiş ve ona karşı yabancılaşmışsak, ve onun varlığı dahi bizi rahatsız etmeye başlamışsa,
-Eşimizde ciddi alkol-madde,kumar,internet,pornografi gibi bağımlılıkları var ve tedavi olmuyor , olmamakta da ısrar ediyorsa.
-Zihnimiz ve hayallerimiz başka başka insanlara kaymaya başlamışsa ; eşimizden soğumaya başlayıp bundan da suçluluk duymuyorsak,
-Eşimizi aldatıp bunu sürdürmek istiyor ve değişik insanlarla bunu devam ettirmekten heyecan duyuyorsak.(Sürekli partner değiştirenlerin asla evlenmemesi gerekir),
-Eşimize karşı cinsel hiçbir arzu duymuyor ve eşimizle cinsel ilişkiye girmek bir işkence gibi geliyorsa. (Burada ciddi depresyon olup olmadığı sorgulanmalı. Çünkü depresyonlarda da geçici olarak cinsel istek bitebilir),
-Eşimiz sık sık işini değiştiriyor, kurduğu işleri batırıyor, eve hacizler getiriyorsa ve her seferinde hep başka kişileri suçluyorsa,
-Eşimiz evin ihtiyaçları karşılamıyor, aç-açık bırakıyor , fakat kendisine çok rahat harcama yapıyorsa,
-Eşimiz devamlı ailesiyle veya arkadaşlarıyla vakit geçirip , çocuklarını ve eşini ihmal ediyor ve bunun doğru olduğunu iddia ediyorsa ,
-Aile baskısıyla evlendirilip, bir türlü eşimizi sevemedik ve evimizi benimseyemediksek,
-Aile yaşamı ve sorumluluğunu sürdürmek zor geliyor ve bu yüzden saldırganlaşıyorsak .
-Eşimizin bize sövmesi ,aşağılaması , sürekli küçümser tavırları. Fiziksel şiddetin olması,
-İstemediğimiz halde eşimizin bizi değişik cinsel fantezilere zorlaması (Grup seks, anal seks gibi),
-Eşimiz ısrarla çocuk yapmak istemiyor ve biz çocuk diye yanıp tutuşuyorsak,
-Eşimiz sürekli işiyle meşgul ve evde de bizimle ilgilenmeksizin işiyle ilgili çalışmalara devam edip, hafta sonlarını dahi işle geçiriyorsa.,
-Eşimiz sürekli olarak hep onun dediklerini benimsememiz konusunda baskı yapıyor ve kişiliğimizi yok bu durumlarda yok sayılıyorsa,
-Eşimizde ciddi fiziksel ve ruhsal hastalık olmasına rağmen tedavi olmak istemiyor, bu durum bütün aileyi de perişan ediyorsa.
- Bizim inanç ve değerlerimize saygı duymuyor, bizi kendisi gibi düşünmeye ve yaşamaya zorluyorsa ,
Yukarıdaki listeyi uzatmak mümkündür.
Boşanmaya Hazırlık Nasıl Olmalı?
Boşanmayı düşünürken ve boşanma sürecine başlarken , boşama öncesi ve sonrasında yaşayabileceklerimizin tahminini yapmak gerekir.
En önemlisi, en az zarar ve hasarla nasıl boşanırız?
Varsa çocuklarımızı nasıl hazırlamalı, bunu onlara nasıl açıklamalı?
Çocukların velayeti kimde kalmalı?
Ortak yaşanılan aile konutunda kim kalmalı?
Diğeri nereye çıkmalı?
Ekonomik sorunlar varsa nasıl halledilmeli?
Eşimize ne kadar tazminat veya nafaka vermeli; ya da mallarımızın paylaşımını nasıl yapmalıyız?
Boşanma sonrası eski eşimizle ilişkiler nasıl olmalı?
Boşandıktan sonra tekrar evleneceksek bunun zamanı ne olmalı ?
Bütün bu soruları düşünüp, yanıtlar bulmalıyız. Eğer boşanmamız altından kalkılamayacak sonuçlar doğuracaksa, boşanma kararımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. Evliliğimi kurtarmak için daha farklı ne yapabilirim? Evliliğimi kurtarma şansım yoksa, boşanma sonrasını kaldırabilecek seviyeye gelebilmem için evliliği nasıl yürütmeliyim? Sorular uzayıp gidebilir… Günümüzde boşanma sürecindeki insanların çok azı bu soruları sorarak ve kendisini hazırlayarak boşanmıştır. Çoğunluk ise , gözünü karartmış ve pek çok üzücü olay yaşamıştır.
Az Hasarlı Boşanmak İçin 10 Altın Kural:
1-Kesin olarak boşanma kararınızı verdiyseniz, aile ve çevrenin baskılarına aldırmayın. Sizi yolunuzdan döndürmelerine izin vermeyin. Vicdanınızı ve aklınızı dinleyin. Kafanızı karıştırmalarına izin vermeyin.” En kötü boşanma kararı dahi kararsızlıktan iyidir.”
2-Eşinizi asla bir düşman gibi görmeyin. Onun da insan olarak hakları ve hisleri olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Çocuklarınız da varsa ,hayat boyu yüz yüze bakacaksınız. Bunu unutmayın.
3-Ayrılmayı yeni bir hayata başlama fırsatı olarak görün. Özlediğiniz hayatın planlarını yapın. Önünüze çıkacak yeni imkanları ve kişileri düşünün. Bu ayrılma acınızı hafifletecek ve eşinize daha “insani” bir şekilde davranmanıza sebep olacaktır.
4-Çocuklarınızın önünde asla boşanma hakkında konuşma yapmayın. Onlar yokken bu konularda konuşun. Çocuklarınıza asla ve asla eşinizi şikayet etmeyin ve karalamayın. Unutmayın ki, çocuklar “çift kanatla uçar”. Çocuğunuzun kanatlardan birini kesmeyin.
5-Duygularınızı ve özellikle öfkenizi kontrol altına alın. Eşinizin sizi suçlaması veya kızdırması karşısında durumu eşitlemeye çalışmayın. Kırılan egonuzu tatmin etme peşinde olmayın. Sizin “yangına benzin dökmeniz ” yangını daha da alevlendirecektir. “Etkinin tepkiyi” doğuracağını ve bunun da sizin aleyhinize olacağını unutmayın. Amacınızı saptayın. Eşinizi kızdırmanın üzmenin aşağılamanın köşeye sıkıştırmanın size hiçbir faydası yok zararı var . Sonra ne olacak? Unutmayın ki, kin, nefret, intikam gibi negatif duygular sahibine büyük zararlar verir. “Öfkeyle kalkan zararla oturur.” Eğer öfkenizi kontrol altına alamıyorsanız mutlaka bir uzmana başvurun.
6-Eşinizle boşandığınızı düşünün. Ayrıldıktan sonra onun üzerinde herhangi bir hak iddia etmeyin. Yoluna ve karşısına çıkmayın. Zihninizi ve mesainizi yeni bir yaşama odaklayın. Ayrıldığınız eşinizle medeni ve dostça bir ilişki kurun. “Geçmişte yaşayan kendi geleceğini inşa edemez”. Siz kendi geleceğinize odaklanın. Zamanı ve hayatı ıskalamayın es geçmeyin.
7-Çocuklarınızı düzenli olarak alın ve onlarla vakit geçirin. Onların eğitimleriyle ve dersleriyle ilgilenin. Okullarına gidin. Yaz tatillerinde birlikte tatil yapın.
8-Çocuklarınızın doğum günü, sünnet, mezuniyet, nişan, düğün gibi özel günlerinde mutlaka yanlarında olun. Çocuklarınızdan değil eşinizden boşandığınızı unutmayın…
9-Ayrıldıktan sonra hemen evliliği düşünmeyin. Ayrılık travmasını atlatana kadar hiçbir ilişkiye girmeyin. Duygusal boşluk dönemlerinde sağlıklı karar veremeyeceğinizi hatırlayın.
10-İşinize odaklanın. Seyahatlere çıkın. Arkadaş ve dostlarınızla daha sık birlikte olun. Sosyal olun. Mutlaka spor yapın. Düzenli beslenip uyku düzeninize dikkat edin. Alkole yaklaşmayın. Sıkıntılı dönemlerde alkol, sigara, uyuşturucu bağımlılığının artabileceğini akıldan çıkarmayın. Rahatlatıcı müzikler dinleyin. Her gün duş alın. Haftada bir mutlaka masaj yaptırın. Deniz kenarı ve ormanlık alanlarda haftada iki gün yürüyün. En önemlisi ayrılığı bir son , bir çöküş veya mağlubiyet gibi görmemektir. Bu “krizi” fırsata dönüştürmek için agyret sarfedin…