‘boÅŸanma sosyolog’ Arsivi

Artık kadınlar boşanma davasını açıyor

BaÅŸlıca neden, ÅŸiddetli geçimsizlik… 1970′lerde boÅŸanma davalarının yüzde 40′ı kadınların, gerisi erkeklerin inisiyatifiyle açılıyordu. Günümüzde ise kadın inisiyatifiyle açılan davaların oranı yüzde 70′e çıktı. Yani her yüz davadan 70′ini kadınlar açıyor ve eÅŸlerinden boÅŸanmak için mahkemeden karar talep ediyor. AraÅŸtırmalara bakıldığında, 1970′lerde her 100 evlilikten sadece 20′sinde boÅŸanma davası açılıyordu. Bugün ise her yüz evlilikten 55′i için boÅŸanma davası açılıyor.

Åžiddetli geçimsizlik uyduruk bir tanımlama… Sosyolog Muharrem Faiz, boÅŸanma davalarında öne sürülen “ÅŸiddetli geçimsizlik” iddialarına katılmıyor. Bu tür iddiaların, dikkatsiz sürüş gibi altı boÅŸ, uyduruk bir tanımlama olduÄŸunu belirten Faiz, birçok durumda olayları yeniden sınıflandırmak için birincil veri oluÅŸturmak gerektiÄŸini söyledi. Faiz “ama bizde gerek polisin gerekse mahkemenin istatistik kayıtlarındaki olay nedenlerinin sınıflandırılması ÅŸiddetli geçimsizlik ÅŸeklindedir ve yeterli deÄŸildir” dedi.

Rahme ÇİFTÇİOĞLU

Sosyolog Muharrem Faiz, artan boÅŸanma davalarının yüzde 70′inin kadınlar tarafından açıldığını söyledi.
Çarpıcı araÅŸtırmalarıyla Kıbrıs Türk toplumunu bilgilendiren KADEM Direktörü Muharrem Faiz, KIBRIS’a yaptığı deÄŸerlendirmede, boÅŸanma davalarının gün geçtikçe arttığına iÅŸaret ederek şöyle konuÅŸtu:
“Bugünlerde herkes artan boÅŸanma oranlarından bahsediyor, ama asıl verilmek istenen mesaj nedir kimse bundan bahsetmiyor. BoÅŸanmaların artması iyi mi kötü mü? Biz hedef olarak evlikleri korumaya mı soyunmalıyız, yoksa geliÅŸmeleri olumlu algılayıp, olayları akışına mı bırakmalıyız? Önemli olan istatistiklerin açıklanması deÄŸil yorumlanmasıdır.”

Şiddetli geçimsizlik tek neden olamaz

Aile mahkemelerinde boşanma nedeni olarak şiddetli geçimsizliğin gösterildiğini söyleyen Faiz, bu konuda şunları kaydetti:
“Åžiddetli geçimsizlik bir sürü boÅŸanma nedenini, dikkatsiz sürüş de birçok kaza nedenini yutuyor. Åžiddetli geçimsizlik dikkatsiz sürüş gibi altı boÅŸ, uyduruk bir tanımlama. Birçok durumda olayları yeniden sınıflandırmak için birincil veri oluÅŸturmak gerekiyor ama bizde gerek polisin gerekse mahkemenin istatistik kayıtlarındaki olay nedenlerinin sınıflandırılması yeterli deÄŸil.”
Faiz, yapılan çalışmalarda, geçmiÅŸ yıllarda, ÅŸiddet, alkolizm, eÅŸini parasız bırakma gibi fiziksel ve mali istismarların, 1980′lerden sonra ise duygusal istismarların boÅŸanma sebebi olarak gösterildiÄŸini anlattı.
Muharrem Faiz, günümüzde mahkemelerde duygusal ifadelere de yer verildiÄŸini söyledi, Faiz, “mahkemelerde artık, eÅŸim bana ilgisiz davranıyor, eviyle ilgilenmiyor, beni aÅŸağılıyor ya da cinsel olarak beni tatmin etmiyor’ gibi ifadelerin kullanıldığını anlattı.
Bu sebeplerin “orta sınıf boÅŸanma sebebi” olduÄŸunu vurgulayan Faiz şöyle devam etti:
“1970′lerde boÅŸanma davalarının yüzde 40′ı kadın inisiyatifiyle açılıyordu ancak günümüzde kadın inisiyatifiyle açılan dava sayısı yüzde 70′e çıktı. AraÅŸtırmalara bakıldığında, 1970′lerde her 10 evlilikten 2′si boÅŸanma davası açarken bugün her 10 evlilikten 5 buçuÄŸu boÅŸanma davası açıyor, bunların 4 tanesi boÅŸanmayla sonuçlanıyor.”

Batı Avrupa’ya yaklaÅŸtık

BoÅŸanma oranlarında ciddi bir artışın olduÄŸunu söyleyen Faiz, “ülkemizdeki boÅŸanma oranları Batı Avrupa, İngiltere ve Amerika’daki boÅŸanma oranlarına yaklaÅŸmıştır, bu ülkedeki evliliklerin yarısı boÅŸanmayla sonuçlanıyor” dedi.
Batı Avrupa ülkelerinde boÅŸanma oranlarının artmasıyla evlilik kurumu da sorgulandığını söyleyen Faiz, “bu sorgulamalar Batı Avrupa ülkelerinde yaÅŸam boyu evlenme oranlarında ciddi düşüşlere neden olmuÅŸtur. ÖrneÄŸin bugün İngiltere’de insanların sadece 3′te 1′i evlenmekte (yaÅŸam boyu 1 veya daha fazla), bu 3′te 1′in de sadece 4′te 1′i 5 yıldan fazla evlendiÄŸi kiÅŸiyle yaÅŸamaya devam etmektedir. İskandinav ülkelerinde rakam ve oranlar daha düşüktür” diye devam etti.
Ülkemizde ise evlilik kurumuna çok büyük anlamlar yüklendiÄŸini söyleyen Faiz, “ilginç olan ÅŸudur ki, boÅŸanıp tekrar evlenenlerin boÅŸanma oranı ilk defa evlenip boÅŸananlara göre daha yüksek” dedi.
Evlilik öncesi birlikte yaÅŸayıp birbirini “tanıyan” çiftlerin daha fazla boÅŸandığını vurgulayan Muharrem Faiz, “eÄŸer evlilik öncesi cinsel bir beraberlik de yaÅŸanıyorsa boÅŸanma oranı daha da artıyor” dedi.
Boşanmaların en fazla 6-10 yıl arasında yaşandığını anlatan Faiz, ilk çocuğun doğmasıyla çiftlerin hayatına eklenen yeni stresörün boşanma oranlarını artırdığını söyledi.

Sorunlu olan sadece evlilikler deÄŸil

Sorunun sadece evliliklerde olmadığı söyleyen Faiz, “etrafımıza baktığımız zaman sadece evliliklerde deÄŸil, komÅŸuluk, arkadaÅŸlık, duygusal yakınlık da dahil olmak üzere iliÅŸkilerin bir çoÄŸunda sorunların yaÅŸandığını görüyoruz” dedi
İçinde bulunduğumuz kapitalist sistemin insanları, her şeyi yenisiyle değiştirmesi için kışkırttığını söylen Faiz şöyle devam etti:
“Sanki zorunluymuÅŸ gibi bütün bu iliÅŸkiler tepe noktasına çıkıyor ve sonra düşüşe geçiyor. İliÅŸkiler cep telefonuyla, arabayla kurulan iliÅŸkinin aşınması gibi aşınıyor. İçinde bulunduÄŸumuz sistem insanı her ÅŸeyi “yenisiyle” deÄŸiÅŸtirmek için kışkırtıyor. Bu model güzel ama köşeyi dönünce daha güzeli var diyor. Peki insanlar neden 1950′li yıllarda ömürlerini ortalama 2 evde; çalışma yaÅŸanmalarını 1,5 iÅŸ yerinde tamamlarken ÅŸu anda 6 farklı evde, 7,5 farklı iÅŸ yerinde tamamlıyor? Dedem çakısını 20 yıl nasıl taşımıştır? Eskiden LefkoÅŸa’ya gelen köylü koordinatlarını kaybetmiÅŸlik duygusuyla daha öğle olmadan köyüne dönmek isterdi. Dolayısıyla bana göre günümüzde esas devrimcilik bir kadınla isteyerek (zorunlu olunduÄŸu için deÄŸil) 25, 30, 50 yıl birlikte olabilmektir. Bir dostla 50 yıl birlikte olabilmek, bir masayı 30 yıl kullanabilmektir. Günümüzde evlilik dahil olmak üzere her tür iliÅŸkide yaÅŸanan sorun ideal iliÅŸki bulma sorunu deÄŸil, sebatkar iliÅŸki kurabilme sorunudur.”

İlişkilerin kimliği yok

İliÅŸkilerin kimlik sorunu olduÄŸunu anlatan Faiz, “cep telefonu deÄŸiÅŸtirmekle eÅŸ deÄŸiÅŸtirmek arasında bir fark kalmadı, ikisi de meta görevi görüyor” dedi.
Erkeklerin, kadının kendisiyle değil, saçıyla, bacağının güzelliğiyle ilişkiye girdiğini, kadın da erkeğin statüsüyle ya da arabasıyla ilişkiye girdiğini söyledi.
Faiz, “İliÅŸiler çoÄŸu zaman yatırım olarak görülüyor, kiÅŸiler iliÅŸkiden alabileceklerini hesaplıyor, aile yasasındaki miras bölüşümü de, evliliklerin bir iÅŸ olarak algılamasına ve yaÅŸanmasına neden oluyor” dedi.
Faiz, “yeni miras yasasıyla kadın ve erkeÄŸin evlendikten sonra alacağı malların bir boÅŸanma halinde nasıl paylaşılacağı tartışılıyor” diyerek, bu yasanın çiftler arasında güvensizliÄŸe yol açtığını belirtti.
BoÅŸanma konusunda insanların kafasında çok büyük önyargılar olduÄŸunu anlatan Faiz, “boÅŸanma bir ölüm kalım meselesi gibi algılanıyor ve bu önyargılar hem boÅŸanan çiftler için hem de aileleri için çok büyük bir stresör haline geliyor ama şöyle bir gerçek vardır ki bu durumdan en çok çocuklar etkileniyor” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Sosyal servisler yetersiz

Herhangi bir yasal baÄŸ olmadan çiftlerin beraber yaÅŸamsının Kıbrıs Türk toplumu tarafından kabul görmediÄŸini söyleyen Faiz  “30 yıl önce olduÄŸu gibi olmasa da boÅŸanan kadının baÅŸka birisiyle yaÅŸamasına hoÅŸ bakılmıyor” dedi.
Faiz, boşanma sonrasında Batı Avrupa ülkelerinde gerek kadının gerek çocukların (çocuk parası, psikolojik destek, istihdamda olumlu ayrımcılık, annelik ödeneği vb.) yararlanabileceği sosyal servislerin ülkemizde neredeyse hiç bulunmadığından şikâyetçi oldu
Faiz, “boÅŸanma sonrasında kadın ekonomik olarak bağımsız olsa bile, kadının erkeÄŸe göre sosyo ekonomik statüsünde önemli bir kayıp oluyor” dedi.
Geleneksel aile yapısına dönülmeyeceÄŸini, boÅŸanma oranlarının da aÅŸağıya düşmeyeceÄŸini söyleyen Faiz, önemli olan, boÅŸanmalardan etkilenen çocuklar için toplumda sosyal hizmetlerin ve boÅŸanan kadınların sorunlarını giderecek, tedavi edecek sosyal mekanizmaların olmasıdır” dedi.

Kaynak : Kıbrıs Gazetesi

http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/76638/PageName/Ic_Haberler