‘boÅŸanma’ Arsivi

Eşimle şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı aldık. Henüz dava açılmadı. Ancak eşim evden gitmem için baskıda bulunuyor. Eşyaları toplayıp evi terketmem doğru mudur? Dava açılmadan evi terketmeli miyim ya da kendisi gitmek istediğinde ne yapmalıyım ?

Eşimle şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı aldık. Henüz dava açılmadı. Ancak eşim evden gitmem için baskıda bulunuyor. Eşyaları toplayıp evi terketmem doğru mudur? Dava açılmadan evi terketmeli miyim ya da kendisi gitmek istediğinde ne yapmalıyım ? Bilgilerinize arz ederim. Saygılarımla..

 

Size boşanma kararı aldıracak kadar sarsıcı bir olay yaşadığınıza göre evlerinizi ayırmanız doğru olanıdır.  Şayet boşanma sebebi nniteliğinde bir olay gerçekleştiğinde aynı çatı altında yaşamaya devam ederseniz eşinizi affetmiş sayılırsınız. Bu durumda da sözkonusu olaya dayanarak boşanma davası açamazsınız.  Ayrılırken size ait eşyaları almanız doğru olur. 

 

BoÅŸanma Hukuku

BOŞANMADA MADDİ TAZMİNATIN KOŞULLARI İLE İLGİLİ YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ KARARI

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/11062 K: 2005/13623 T: 6.10.2005

BOŞANMADA MADDİ TAZMİNATIN KOŞULLARI

(TMK. m. 174/1,186)

Özet: Boşanma yüzünden zarara uğrayan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği yasada öngörülmüştür.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekte evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

1-      Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-      Türk Medeni Kanununun 174/1. Maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. Maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu be eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal  ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( MK. Md. 4. BK. Md. 42 ve 44) dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemeiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün 2. Bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06.10.2005

Boşanma , Yoksulluk Nafakası ve İndirim Talebi

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

AİLE HUKUKU – YOKSULLUK NAFAKASI- İNDİRİM TALEBİ

Özet: Davacı koca boşanma davası sırasında kararlaştırılan 500 YTL yoksulluk nafakasının (ödeme güçlüğü sebebiyle), 200 YTL’ye indirilmesini, kadın ise 650 YTL çıkarılmasını talep etmiş, mahkemece nafakanın 200 YTL’ye indirilmesine karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar protokol esaslarına uymakla yükümlüdürler. Bu protokolün değiştirilmesi için, ekonomik şartlarda, tarafların kendilerinden beklenemeyecek derecede olağan üstü değişikliklerin olması gerekir.
Somut olayda, tarafların durumlarında yukarıda açıklanan değişiklikler bulunmayıp, protokolün yapılmamasının üzerinden çok kısa bir sürenin geçmiş olması da düşünüldüğünde davanın indirim isteminin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı ( karşı davacı) tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, 500 YTL olan yoksulluk nafakasının 200 YTL’ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ise, karşılık davası ile aylık nafaka tutarının 650 YTL’ye çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile, aylık nafakanın 200 YTL’ye indirilmesine, karşılık davanın ise reddine karar verilmiştir.
Taraflar dava tarihinden yaklaşık 8 ay önce 1.5.2003 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmışlar; bu dava sırasında imzalanan protokolde davalı taraf, davacıya 500 YTL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etmiştir. Şimdi ise, bu dava ile ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu ileri sürerek nafakanın indirilmesini talep etmektedir.
Davaya konu edilen nafaka, taraflar arasındaki boşanma davası sırasında mahkemece kabul edilen protokol ile belirlendiğine göre taraflar bu protokol esaslarına uymakla yükümlüdürler. Bu protokolün değiştirilmesi için, ekonomik şartlarda, tarafların kendilerinden beklenemeyecek derecede olağanüstü değişikliklerinin olması gerekmektedir.
Somut olayda, tarafların durumlarında yukarıda açıklanan değişiklikler bulunmayıp, protokolün yapılmasının üzerinden çok kısa bir süre geçmiş olması da düşünüldüğünde, davacının, nafakanın indirilmesi talebinde bulunması, iyiniyet kuralları ile bağdaşmamaktadır.
O halde mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözü önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. Maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.7.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma Davasında Yoksulluk Nafakası ve Nafaka İndirim Talebi

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

AİLEHUKUKU – YOKSULLUK NAFAKASI- İNDİRİM TALEBİ

Özet:Davacı koca boşanma davası sırasında kararlaştırılan 500 YTL yoksulluk nafakasının (ödeme güçlüğü sebebiyle), 200 YTL’ye indirilmesini, kadın ise 650 YTL çıkarılmasını talep etmiş, mahkemece nafakanın 200 YTL’ye indirilmesine karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar protokol esaslarına uymakla yükümlüdürler. Bu protokolün değiştirilmesiiçin, ekonomik şartlarda, tarafların kendilerinden beklenemeyecek derecede olağan üstü değişikliklerin olması gerekir.

Somut olayda, tarafların durumlarında yukarıda açıklanan değişiklikler bulunmayıp, protokolün yapılmamasının üzerinden çok kısa bir sürenin geçmiş olması da düşünüldüğünde davanın indirim isteminin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı ( karşı davacı) tarafından temyiz edilmiştir.

YARGITAY KARARI

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesinde, 500 YTL olan yoksulluk nafakasının 200 YTL’ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ise, karşılık davası ile aylık nafaka tutarının 650 YTL’ye çıkarılmasına karar verilmesinitalep etmiştir.

Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile, aylık nafakanın 200 YTL’ye indirilmesine, karşılık davanın ise reddine karar verilmiştir.

Taraflar dava tarihinden yaklaşık 8 ay önce 1.5.2003 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmışlar; bu dava sırasında imzalanan protokolde davalı taraf, davacıya 500 YTL yoksulluk nafakasıödemeyikabul etmiştir. Şimdi ise, bu dava ile ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu ileri sürerek nafakanın indirilmesini talep etmektedir.

Davaya konu edilen nafaka, taraflar arasındaki boşanma davası sırasında mahkemece kabul edilen protokol ile belirlendiğine göre taraflar bu protokolesaslarına uymakla yükümlüdürler. Bu protokolün değiştirilmesi için, ekonomik şartlarda, tarafların kendilerinden beklenemeyecek derecede olağanüstü değişikliklerinin olması gerekmektedir.

Somut olayda, tarafların durumlarında yukarıda açıklanan değişiklikler bulunmayıp, protokolün yapılmasının üzerinden çok kısa bir süre geçmiş olması da düşünüldüğünde, davacının, nafakanın indirilmesitalebinde bulunması, iyiniyet kuralları ile bağdaşmamaktadır.

O halde mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözü önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. Maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.7.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.