‘boşanma’ Arsivi

Boşanma Arifesinde Çocuklara Neler Söylemeliyiz?

Son günlerde nereye gitsem karşıma çıkan sorulara bu yazı ile cevap verirsem daha fazla anne-baba ve çocuğa yararlı olabileceğimi düşündüm.. Öncelikle boşanma arifesinde bulunan anne-babalar çocukları için en çok hangi konularda danışıyorlar, hangi soruları en çok soruyorlar onları sizinle paylaşmak isterim.

-Boşanmayı çocuğuma nasıl anlatayım?

-Boşanmayı anlatmak için zamanlama nasıl olmalı?

-Nerede anlatmalıyım?

-Okullar başlamadan önce mi anlatsam?

-Yalnız mı anlatayım yanımda babası/annesi de olsun mu? gibi sorular en çok tekrarlananlar.

Bu soruları yönelten anne ya da babalar kendi kaygıları nedeniyle genellikle bazı cevapları duyamıyorlar, umarım yazı ile ihtiyaçları karşılanır.

Öncelikle boşanma ve boşanma ile ilgili süreci, anne-babanın normalleştirmesi gerekiyor. Bu çok kolay değil.Özellikle de toplumsal olarak da yargı ve yorumların olumsuz olduğu bir konuda kendini ve çocukları koruyabilmek çaba gerektiriyor.

Ancak tek boşanan kişi siz değilsiniz ve dolayısıyla boşanma gerçeği ile tanışan tek çocuk sizin çocuğunuz değil. Benim burada kişisel ve mesleki bir takım tecrübe ve bilgilerim size teselli gibi geliyorsa lütfen aşağıdaki istatistikleri inceleyin. Sorulara cevap ararken psikolog Jülide Sevim’in Boşan/ ma Meleği kitabındaki istatistiklere değinelim.

1998 yılında boşanma oranı 0,51 iken, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun verilerine göre son on yılda % 80.7 artmıştır.

Diğer bir istatistik ise T.Ü.İ. Kurumundan boşanmaya daha çok evliliğin ilk 5 yılında rastlanıyor.İlk beş yılda boşanma oranı %42, 6, bunu izleyen sonraki beş yılda %21,3, 11-15 yıl arasında ise %13,5, 16 yılı aşanlar benim sağlam evliliğim var diye düşüne dursun %22.7 gibi yüksek bir yüzdeleri var.

Umarım herkes mutlu bir aile ortamında yaşıyordur! Ama ne kadar mutlu biraz daha istatistikle düşünelim.

Memurlar Vakfı Yayın Organı Ufuk’un yayınladığı istatistikte ise çalışan kadınların boşanma oranı, çalışmayan kadınlara oranla altı kat daha fazla. Yani ev kadınlarının çalışıyor olması halinde istatistiklerin nasıl değişeceği yorumunu sizlere bırakıyorum. Çoğumuzun annesi ev hanımımı, olmasa ne mi olurdu? Evlilik kurumunu tartışmayı başka bir yazıya bırakarak biz konumuza devam edelim…Umarım herkes gerçekten mutlu bir aile ortamında yaşıyordur!

Boşanma ile ilgili diğer bir istatistik de çocuk sayısı ile ilgili. Tahmin ettiğiniz üzere çocuk sayısı arttıkça boşanma oranı düşmekte. Çocuk evliliği kurtarıyor mu? Bu da bir yorum ama Türkiye’deki çevre baskısı, ekonomik zorlukların aileyi nasıl zorunlu seçimlere taşıdığını danışanlarımdan bizzat dinliyor ve çevremdeki çiftlerde de şahit oluyorum.

Bunları, boşanma kararını vermiş kişilerin suçluluk duygularını hafifletmek, yalnız olmadıklarını hissederek bu zorlu süreçte destek hizmeti vererek hem kendilerini hem de çocuklarını güçlendirmek için yazıyorum.

Boşanmayı çocuğa nasıl anlatacağınız çocuğun yaşına, yani içinde bulunduğu gelişim dönemine bağlıdır. Bir de çocuklardaki bireysel farklılıkları da düşünürsek hazır bir model yoktur. Ancak genel olarak söyleyebileceğimiz birkaç temel noktadan bahsedebiliriz.

Çocuk ilköğretim çağındaysa yani 6-12 yaş grubundaysa basit, sade, açık bir dille mümkünse anne-baba birlikte sakin,çocuğun güvende hissettiği bir yerde, çocuğun hizasında oturarak,önceden belirlenmiş sade cümlelerle anlatılmalı ve çocuğun sordukları net olarak cevaplandırılmalıdır. Cevapların net olabilmesi anne ve babanın boşanma, duygular, düşünceler ve mekanın paylaşımı konusunda önceden anlaşmış olmalarını gerektirmektedir.

Eğer çocuğunuz ergenlik dönemindeyse boşanma konusu anne/baba tek tek de ya da birlikte de anlatılabilir.Çocuğa boşanmadan sonra nerede yaşayacağı ve düzenin nasıl olacağı da net, kararlı olarak anlatılmalıdır. Bu konularda çocuğun yanında çatışma olmaması için önceden net kararlar verilmiş olmalıdır.

Konuşma esnasında her ne olursa olsun anne ve babası olduğunuz gerçeğinin değişmeyeceğini,kendisine duyduğunuz sevginin hiç bir koşulda eksilmeyeceğini mutlaka ifade etmeniz gerekir.

Boşanma konusunun okula başlama,etüde başlama, yer değiştirme, tatil, yeni bir ilişki gibi stres faktörleri taşıyan konularla birlikte konuşulmaması, diğer süreçlerde de sıkıntı yaşanmaması açısından önemlidir.

Boşanmadan sonra çocuğun uyum sağlama süreci daha çok anne babanın duruma uyum sağlamaları ile ilişkilidir. Anne ya da baba diğerini suçlar, ağlar, öfkelenir,acıma duygusu ile boşanma konusundaki konuşmalarını uzatırsa uyum süreci uzun sürecektir..

Danışmaya gelen boşanmış ya da boşanma kararı vermiş çiftlerin, genelinin sorduğu temel soru “çocuğum boşanmadan nasıl etkilenir?” sorusunun en genel cevabı: “siz nasıl etkilenirseniz o da o şekilde etkilenir.” olacaktır. Kendinizi koruyun, güçlendirin ve destek alın, bu şekilde çocuğunuzu da desteklemiş olursunuz..

www.aktuelpsikoloji.com

Velayet hakkı özellikle anne ve babaya verilmiş bir hak olup, bu hakkın ana ve baba dışında başka bir kimseye tevdi edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E: 2008/3782 K: 2008/8892 T:08.06.2008

AİLE HUKUKU VELAYET HAKKININ NİTELİĞİ

VELAYETİN ANNE VE BABA DIŞINDA KİMSEYE VERİLEMEYECEĞİ

Özet: Velayet hakkı özellikle anne ve babaya verilmiş bir hak olup, bu hakkın ana ve baba dışında başka bir kimseye tevdi edilmesi usul  ve yasaya aykırıdır.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı İ.A. vekili tarafından İ. Ve Ö.A. aleyhine açılan davada, fiilen ayrı yaşamakta olan davalıların müşterek çocukları olan İ. Ve C.’ye karşı anne ve baba olarak yükümlülüklerini yerine getirmedikleri ileri sürülerek velayet görevlerini ağır bir şekilde ihmal eden davalıların velayetlerinin kaldırılarak velayetin, küçüklerin dedesi olan davacıya verilmesinin istendiği, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 3/7/1994 doğumlu Cansu ile 29/6/1996 doğumlu İ.A.’ın annesi Ö. Ve babası İ.’de olan velayetlerinin kaldırılarak dedeleri İ.A.’ın verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 335. Maddesinde “ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 404. Maddesinde de velayet altında bulunmayan küçüklerin vesayet altına alınacağı düzenlenmiştir. Sözü edilen yasal düzenlemelere göre velayet hakkı, münhasıran anne ve babaya tanınan bir hak olup, evlat edinme hali hariç, anne ve baba dışında hiç kimseye tevdi olunamayacağından, mahkemece velayetin küçüklerin dedesi olan davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Boşanma, yüzünden mevcut veya beklenen bir menfaati haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat istemesi mümkündür.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E:2007/13016 K: 2008/6539 T: 06.05.2008


AİLE HUKUKU BOŞANMADA KUSUR MADDİ GİDERİM

(TMK m.4 174/1; BK m.42.44)


Özet: Türk Medeni Kanunu’na göre; mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma Yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat istemesi mümkündür.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün kusur, tazminatları ve gerekçe yönünün temyiz en murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün duruşmalı temyiz eden Ayşe vekili Av. M.B. ve temyiz eden karşı taraf Bülent vekili Av. ZEG geldiler. Av. MB’a lüzum üzere soruldu “Biz hükmün boşanmaya ilişkin kısmını temyiz etmedik” dedi. Beyanı okundu imzası alındı. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.


1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle hükmün gerekçe bölümünde davacı ve davalı sıfatlarının maddi hata sonucu yanlış yazılmasının sonuca etkili bulunmamasına ve mahallinde düzeltilmesinin mümkün olmasına göre davalı-davacı kocanın tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.


2- Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda güven sarsıcı davranışlarda bulunan davalı-davacı kocanın daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.


A – Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. Maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. Maddesi, evi birlikte seçeneklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerlerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır.


Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (MK m. 4, BK m. 42 ve m. 44) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

B- Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. Maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi  tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği  anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas

Olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, BK m. 42, 43, 44, 49) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Hükmün yukarıda 2/A-B bentlerde gösterilen nedenle BOZULMASINA, temyize konu diğer hususların yukarıda 1. Bentte gösterilen nedenle ONANMASINA , duruşma için takdir olunan 550.00

YTL vekalet ücretinin Bülent’ten alınıp Ayşe’ye verilmesine, aşağıda  yazılı harcın Bülent’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcın yatıran Ayşe’ye geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Boşanma haberi çocuğa ne zaman verilmeli?

Anne ve baba boşandığında çocuk bununla nasıl başa çıkar? Psikolojik Danışman ve Psikolog Yaprak Veziroğlu, boşanmış çiftlerin en çok merak ettiği konularla bilgi verdi.

Çatışmalarda…

Çocukların kavgalarda ebeveynlerden birinin tarafını tutması teşvik edilmemelidir. Eğer çocuğun taraf tutması istenirse, çocuk ile diğer ebeveyn arasında yaşanacak soğukluk çocuğun suçluluk duymasına yol açarak onu olumsuz etkiler.

Çocuğun boşanma nedenini anlayabilmesi için…

Boşanma öncesinde anne ve baba arasında çocuklar tarafından gözlemlenen “çatışma” yaşanmış ya da yaşanmamış olabilir. Bazı ebeveynler hiç kavga etmediklerini, bu şekilde çocuklarını koruduklarını düşünürler. Oysa çocuklar mutlaka neden-sonuç ilişkisini kurarlar. Eğer boşanma öncesinde hiçbir çatışmaya şahit olmadılarsa, anne ve babasının neden ayrıldığını anlayamazlar. Hatta okul öncesi yaştakiler gözle görülür bir problem yoksa sorunu kendilerinin yarattığını sanabilirler. Bunun tam aksi olan anne ve baba arasında tehdit, dayak, küfür, vb. içeren büyük kavgalar da çocuklar için şahit olunmaması gereken durumlardır. Çünkü çocuğun en güvende hissettiği yuvası çatırdamaktadır ve bu durum çocuğu korkutur. Başına neler geleceğini bilememek çocuğun huzurunu tamamen kaçırır. Dolayısıyla ne çok çatışmalı, ne de süt liman görünen evlilikler boşanmayla sonuçlandığında çocuklar için sonuç olumlu olur. Çocuklar anne ve baba arasında bir sorun olduğunu bildikleri zaman, ayrılma haberini daha anlayışla karşılayabilirler.

Boşanma haberi çocuğa ne zaman verilmelidir?

Anne ve baba, boşanmaya kesinlikle karar vermeden çocukla bu konuyu konuşmamalıdır.

Boşanma haberi çocuğa nasıl verilmelidir?

Anne ve babaları en çok zorlayan bu kötü haberin çocuğa verilme anıdır. Birlikte mi, yoksa anne ya da baba tek başına mı bunu çocuğa söylemelidir? Kötü haberin iyi bir söylenme şekli maalesef yoktur. Bu nedenle çocuğu üzmeden bunu söylemenin bir formülünü aramak faydasızdır. Yapmanız gereken şey suçun kendinde olmadığını anlamasını sağlamak, bundan sonra neler olacağını anlatarak onu hazırlamaktır. Anne ve baba birlikte, detaya girmeden boşanmanın nedeni (cinsellikle ilgili bilgilerden, birini kötüleyen sözlerden kaçınarak), bundan sonra kimin nerede yaşayacağı, ne sıklıkla görüşüleceği anlatılmalıdır. Çocuğun soru sormasına izin vermeli, sorular onun anlayacağı şekilde cevaplanmalıdır. Çocuğun kaldıramayacağı şeyleri o gün ve o an söylemek gereksizdir. Üzerinde durulması gereken en önemli şey, anne ve baba boşansa bile, hala onun annesi ve babası olmaya devam ettiklerini, ayrı evlerde de yaşasalar bunun hiç değişmeyeceğini söylemektir.

Çocuk ne yaşar…

Anne ve babası boşanan çocuğun yaşayacağı en büyük ruhsal sorun, terk edilme korkusudur. Evden giden ebeveynin onu unutacağını, artık sevmeyeceğini sanır. Bu da kendine güvenini zedeler. Kimisi anne ve babasını bu işi başaramamış olmakla suçlar, onları bir araya tekrar nasıl getirebileceğini düşünüp durur. Kötü bir olayı kabullenememe, “yas” sürecinin en doğal parçasıdır. Bir suçlu ararlar. Çoğunlukla evden gideni suçlarlar; ya da kavgalarda kim daha agresif idiyse onu. Özellikle okul öncesi yaştakiler suçluluk, 6-8 yaştakiler üzüntü, 8-9 yaşın üzerindekiler kızgınlık duyarlar. Yetişkinliğe yaklaşmış çocukların boşanmayı kabullenmesi çok daha kolay olur, çünkü neyin neden olduğunu daha iyi bilirler.

Boşanma sonrası

● Her yaştaki çocuklar bir süre bebeksi davranışlar gösterebilirler, öfkeli olabilirler, ya da hastaymış gibi davranabilirler. Böyle zamanlarda cezaya değil fazladan desteğe ihtiyaç duyarlar.
● Hayatınızda birçok şey değişecektir (daha az para, daha az ilgi, daha fazla sorumluluk, yeni okul, yeni ev, yeni arkadaşlar, vb.). Bunları anlayabilmeleri ve kabul etmeleri için onlara şefkatle ama kararlı bir şekilde yaklaşmalısınız.
● Ayrıldığınız eşinizden öç almak için çocuğunuzu görmeyi ya da ona destek vermeyi reddetmeyin.
● Eşinize ne kadar kızgın olursanız olun, onu çocuğunuza kötülememeye çalışın. Dünyanın en kötü annesi/babası da olsa, onun sahip olduğu tek anne/babadır. Bu da onu sevmesi için yeterlidir. Onu eleştirdiğinizde çocuğunuz sevdiği birini sevmemek zorunda kalacak, bu da onu çelişkiye sokup, suçluluk hissetmesine neden olacaktır.
● Düzenli bir ziyaret programının hazırlanması çok önemlidir. Çocuğun kendini terk edilmiş, sevilmeye layık olmayan biri gibi hissetmemesi için ayrı yaşadığı ebeveyninin onu ne zamanlar göreceğini bilmesi gerekir. Ancak o zaman kendini değerli hisseder.
● Ayrı yaşayan ebeveyn, görüşme zamanlarında çocuğuyla birlikte zaman geçirmelidir. Bu vaktin sıklığından çok kalitesi önemlidir. Nadiren bile görüşülse, çocuk “ben annem/babam için çok değerliyim” duygusunu yaşıyorsa problem yoktur. Ancak çocuğunu aldığında onu bir yük gibi görüp, babaanne/anneanneye bırakıp, kendi hayatını yaşayan bir ebeveyn çocuğa bu duyguyu veremez.
● Onunla her görüştüğünüzde özel şeyler yapmaya gerek yoktur. Sıradan vakit de geçirseniz, önemli olan birlikte olmaktır. Sürekli hediyeler alarak kendinizi affettirmeye çalışmayın. Bu şekilde onu sadece doyumsuz yaparsınız. Çocuk her iki evde de normal, kurallı bir hayat yaşamalıdır.
● Kendinizi kötü hissediyorsanız, çocukla duygunuzu paylaşın. Ama bunu yaparken dozajını iyi ayarlamalısınız. “Çok kötüyüm, mahvoldum” gibi olumsuz şeyler yerine “bu günlerde kendimi kötü hissediyorum, ama üstesinden geleceğim” gibi geleceğe yönelik umutlu sözler kullanın.
● Kardeşlerin birbirinden ayrılması çocuklar için ikinci bir yıkımdır. Zaten aile parçalanmışken, bir de kardeşinden ayrılmak çocuk için zordur. Bu nedenle kardeşlerin ayrılmaması önerilir.

Boşanma sonrası çocuklarda görülebilecek psikolojik problemler

Çocuklar bazen içinde bulundukları duruma içe kapanma ya da öfke ile karşılık verir. Utandığı için arkadaşlarıyla görüşmeyen, evden çıkmayan çocuğunuz için mutlaka yardım alın. Bazen de duygularını kontrol edemeyen çocuk basit şeylere sinirlenir, vurur, kırar, kendine veya etrafına zarar verir. Böyle zamanlarda öfkeye öfkeyle karşılık verilirse öfke kışkırtılır, kızgınlık anneye/babaya yönelir. Oysa çocuğun öfkesini boşaltması beklenir, ondan sonra konuşulursa, sakin bir ortamda sorunlar daha rahat çözülür. Çocuğu susturmak için verilecek ceza ise onu daha fazla içine kapatacaktır. Sonunda öfke kendine döner ve “ben kötü biriyim” duygusu gelişir.
Çocuğun duruma tepkisi normal sınırları aşarsa depresyon, kaygı bozuklukları, uyku sorunları, okul sorunları, davranış sorunları gibi ruhsal sıkıntılar ortaya çıkar. Bu durumda mutlaka bir çocuk ruh sağlığı uzmanından yardım almak gerekir.

02.09.2009 Habertürk :
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=169901&cat=220&dt=2009/09/02