‘Soru Cevap’ Arsivi

Mal Rejimi , Aile Konutunun Özgülenmesi (Tahsisi) , Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No. 2005/15849
Karar No. 2006/211 İlgili Kanun / Madde
Tarihi: 23.01.2006 4721 s. MK/240

• MAL REJİMİ
• AİLE KONUTUNUN ÖZGÜNLENMESİ
• EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

ÖZETİ : Taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Edinilmiş mallara katılma
rejiminde aile konutunun özgülenme istemi sağ kalan eşe aittir. Boşanma halinde böyle bir istemde bulunulamaz.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli muhakemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm, aile konutunun özgülenmesi yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde aile konutunun özgülenme (TMK.md 240) istemi sağ kalan eşe aittir. Boşanma halinde böyle bir istemde bulunulamaz.

Bu yön gözetilmeden aile konutunun özgülenmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23.01.2006

Boşanmada Tanıma ve Tenfiz

YABANCI UNSURLU DAVALAR – TÜRK HUKUKU – KAMU DÜZENİ – BOŞANMADA TANIMA – TENFİZ 

  Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekte evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı (koca); İsviçre Schaffhacsan Kanton Mahkemesi’nden almış olduğu boşanma ve boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin kararının tanınmasını istemiştir.

Karar tarihinden sonra 12.12.2007 günü 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir.

Mahkemece; tarafların müşterek milli hukukları olan Türk Hukuku’nun uygulanmamasının kamu düzenine açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Toplanan delillerden tarafların hem Türk, hem de İsviçre vatandaşı oldukları anlaşılmaktadır.  Boşanma veya ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları halinde müşterek mutad mesken hukuku bulunmadığı takdirde Türk Hukuku uygulanır. (5718 sk. Md. 14/1) Tanımada, yabancı mahkemece ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilmesi için yabancı ilamın tenfiz şartları taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.

Tanımada 54. Maddenin binci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.(5781 sk.md. 58/1) Mahkemece ilamın kısmen veya tamamen tenfizine veya istemin reddine karar verilebilir.

Yabancı mahkemenin Türk Hukuku’nun uygulanmaması veya yanlış uygulanması başlı başına kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturmaz ve tanımaya da engel teşkil etmez. Türk Hukuk düzeninin temelini teşkil eden ve kendisinden vazgeçilmeyecek değerlerin ihlal edilmesi halinde kamu düzeninin açıkça ihlal edildiğinden söz edilebilir. Davalı (kadın) Türk hukuku’nun uygulanmadığını yahut yanlış uygulandığını ileri sürerek yabancı  mahkeme önünde istinaf yahut temyiz yoluna da başvurmuştur.

Bu açıklama karşısında boşanma kararı yönünden 5718 sayılı Yasa’nın 58. Maddesinin aradığı şartlar gerçekleşmiştir.  Sadece boşanma yönünden tanımaya, boşanmanın mali sonuçları için yapılan isteğin ise reddine karar verilmesi gerekirken, talebin tümden reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.12.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YABANCI MAHKEME KARARININ TENFİZİNDE UYGULANACAK HÜKÜMLER


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekte evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Hollanda Mahkemesi’nce verilen boşanma kararının tenfizine ve tanınmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece; “yabancı  ilamda Türk Hukuku’nun uygulanmadığı” gerekçe gösterilerek istek reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.

Hükümden sonra 12.12.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında ; Kanunu’nun 54. Maddesinde tenfiz kararı verilebilmesinin şartları yeniden düzenlenmiş; bu kanunun  64. Maddesiyle yürürlükten kaldırılan 2675 sayılı Yasa’nın 38. Maddesinin (e) bendindeki “yetkili kılınan hukukun uygulanmamış ve Türk vatandaşı olan davalının tenfize bu yönde itiraz etmemiş olması” koşulu Yeni Yasa’da yer almamıştır.

O halde hükümden sonra yürürlüğe giren 5718 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınarak delillerin bu çerçevede değerlendirilip, ulaşılacak sonuç uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Hükmün yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu karar tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.9.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Boşanma Arifesinde Çocuklara Neler Söylemeliyiz?

Son günlerde nereye gitsem karşıma çıkan sorulara bu yazı ile cevap verirsem daha fazla anne-baba ve çocuğa yararlı olabileceğimi düşündüm.. Öncelikle boşanma arifesinde bulunan anne-babalar çocukları için en çok hangi konularda danışıyorlar, hangi soruları en çok soruyorlar onları sizinle paylaşmak isterim.

-Boşanmayı çocuğuma nasıl anlatayım?

-Boşanmayı anlatmak için zamanlama nasıl olmalı?

-Nerede anlatmalıyım?

-Okullar başlamadan önce mi anlatsam?

-Yalnız mı anlatayım yanımda babası/annesi de olsun mu? gibi sorular en çok tekrarlananlar.

Bu soruları yönelten anne ya da babalar kendi kaygıları nedeniyle genellikle bazı cevapları duyamıyorlar, umarım yazı ile ihtiyaçları karşılanır.

Öncelikle boşanma ve boşanma ile ilgili süreci, anne-babanın normalleştirmesi gerekiyor. Bu çok kolay değil.Özellikle de toplumsal olarak da yargı ve yorumların olumsuz olduğu bir konuda kendini ve çocukları koruyabilmek çaba gerektiriyor.

Ancak tek boşanan kişi siz değilsiniz ve dolayısıyla boşanma gerçeği ile tanışan tek çocuk sizin çocuğunuz değil. Benim burada kişisel ve mesleki bir takım tecrübe ve bilgilerim size teselli gibi geliyorsa lütfen aşağıdaki istatistikleri inceleyin. Sorulara cevap ararken psikolog Jülide Sevim’in Boşan/ ma Meleği kitabındaki istatistiklere değinelim.

1998 yılında boşanma oranı 0,51 iken, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun verilerine göre son on yılda % 80.7 artmıştır.

Diğer bir istatistik ise T.Ü.İ. Kurumundan boşanmaya daha çok evliliğin ilk 5 yılında rastlanıyor.İlk beş yılda boşanma oranı %42, 6, bunu izleyen sonraki beş yılda %21,3, 11-15 yıl arasında ise %13,5, 16 yılı aşanlar benim sağlam evliliğim var diye düşüne dursun %22.7 gibi yüksek bir yüzdeleri var.

Umarım herkes mutlu bir aile ortamında yaşıyordur! Ama ne kadar mutlu biraz daha istatistikle düşünelim.

Memurlar Vakfı Yayın Organı Ufuk’un yayınladığı istatistikte ise çalışan kadınların boşanma oranı, çalışmayan kadınlara oranla altı kat daha fazla. Yani ev kadınlarının çalışıyor olması halinde istatistiklerin nasıl değişeceği yorumunu sizlere bırakıyorum. Çoğumuzun annesi ev hanımımı, olmasa ne mi olurdu? Evlilik kurumunu tartışmayı başka bir yazıya bırakarak biz konumuza devam edelim…Umarım herkes gerçekten mutlu bir aile ortamında yaşıyordur!

Boşanma ile ilgili diğer bir istatistik de çocuk sayısı ile ilgili. Tahmin ettiğiniz üzere çocuk sayısı arttıkça boşanma oranı düşmekte. Çocuk evliliği kurtarıyor mu? Bu da bir yorum ama Türkiye’deki çevre baskısı, ekonomik zorlukların aileyi nasıl zorunlu seçimlere taşıdığını danışanlarımdan bizzat dinliyor ve çevremdeki çiftlerde de şahit oluyorum.

Bunları, boşanma kararını vermiş kişilerin suçluluk duygularını hafifletmek, yalnız olmadıklarını hissederek bu zorlu süreçte destek hizmeti vererek hem kendilerini hem de çocuklarını güçlendirmek için yazıyorum.

Boşanmayı çocuğa nasıl anlatacağınız çocuğun yaşına, yani içinde bulunduğu gelişim dönemine bağlıdır. Bir de çocuklardaki bireysel farklılıkları da düşünürsek hazır bir model yoktur. Ancak genel olarak söyleyebileceğimiz birkaç temel noktadan bahsedebiliriz.

Çocuk ilköğretim çağındaysa yani 6-12 yaş grubundaysa basit, sade, açık bir dille mümkünse anne-baba birlikte sakin,çocuğun güvende hissettiği bir yerde, çocuğun hizasında oturarak,önceden belirlenmiş sade cümlelerle anlatılmalı ve çocuğun sordukları net olarak cevaplandırılmalıdır. Cevapların net olabilmesi anne ve babanın boşanma, duygular, düşünceler ve mekanın paylaşımı konusunda önceden anlaşmış olmalarını gerektirmektedir.

Eğer çocuğunuz ergenlik dönemindeyse boşanma konusu anne/baba tek tek de ya da birlikte de anlatılabilir.Çocuğa boşanmadan sonra nerede yaşayacağı ve düzenin nasıl olacağı da net, kararlı olarak anlatılmalıdır. Bu konularda çocuğun yanında çatışma olmaması için önceden net kararlar verilmiş olmalıdır.

Konuşma esnasında her ne olursa olsun anne ve babası olduğunuz gerçeğinin değişmeyeceğini,kendisine duyduğunuz sevginin hiç bir koşulda eksilmeyeceğini mutlaka ifade etmeniz gerekir.

Boşanma konusunun okula başlama,etüde başlama, yer değiştirme, tatil, yeni bir ilişki gibi stres faktörleri taşıyan konularla birlikte konuşulmaması, diğer süreçlerde de sıkıntı yaşanmaması açısından önemlidir.

Boşanmadan sonra çocuğun uyum sağlama süreci daha çok anne babanın duruma uyum sağlamaları ile ilişkilidir. Anne ya da baba diğerini suçlar, ağlar, öfkelenir,acıma duygusu ile boşanma konusundaki konuşmalarını uzatırsa uyum süreci uzun sürecektir..

Danışmaya gelen boşanmış ya da boşanma kararı vermiş çiftlerin, genelinin sorduğu temel soru “çocuğum boşanmadan nasıl etkilenir?” sorusunun en genel cevabı: “siz nasıl etkilenirseniz o da o şekilde etkilenir.” olacaktır. Kendinizi koruyun, güçlendirin ve destek alın, bu şekilde çocuğunuzu da desteklemiş olursunuz..

www.aktuelpsikoloji.com