MİRASIN İNTİKALİ , UYGULANACAK KURALLAR . TENKİS HESAPLARI. TENKİS HESAPLARINDAKİ YANLIŞLIĞIN DÜZELTMESİ YOLU

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E: 2005/8670 K: 2005/9453 T: 20.06.2005

MİRASIN İNTİKALİ , UYGULANACAK KURALLAR . TENKİS HESAPLARI. TENKİS HESAPLARINDAKİ YANLIŞLIĞIN DÜZELTMESİ YOLU

Özet: Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirnerir. (4722 SK. M. 17)

Davalı tarafından vakfa bağışlanan 4 taşınmaz ile ilgili dava açıldığı halde vasiyet konusunda bir dava bulunmadığı gözetilmeden varmış gibi vasiyetle ilgili tenkis hasapları yapılması doğru değildir.

HUMK un 381/2 ve 388, maddelerine göre gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlış ta olsa, buna uygun düzenlemeler gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 S.KL. md. 17)

1-      Davalı Fatma yönündün 743 Sayılı Yasanın 512. Maddesi nazara alınmadan tenkis kararı verilmiş ise de aleyhe bozma yapılamayacağından davacı Mihriban ın aynı madde düzenlenmesi karşınında davalı Mehmet e yönelik temyiz itirazları yersizdir.

2-      Davalı vakıf temyizine gelince;

Davalı tarafından vakfa bağışlanan 4 taşınmaz ile ilgili dava açıldığı halde, vasiyet konusunda bir dava bulunmadığı gözetilmeden varmış gibi vasiyetle ilgili tenkis hesapları yapılmaları doğru değildir.

3-      Davalı Mehmet e yapılan 1321 parsel sayılı taşınmaz kazandırmasının da tenkis hesabında davalı vakfa yapılmış gibi kabul edilerek hesap yapılması bozmayı gerektirmiştir.

4-      Faiz yönünden kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 381/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388, maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli karırın, tefhim edilen karar yanlış da olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli karardaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10,04,1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.

SONUÇ: 1. Davacı M nin temyiz itirazlarının 1. Bentte belirtilen nedenle REDDİNE,

2. Hükmün 2,3 ve 4 bentlerde gösterilen nedenlerle davalı vakıf yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz yönlerinin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

AİLE HUKUKU. AİLE KONUTU. TAPU SİCİLİ. KÖTÜ NİYET SAVI. İSPAT KÜLFETİ

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E: 2008/2352 K: 2009/7731 T: 21.04.2009

AİLE HUKUKU. AİLE KONUTU. TAPU SİCİLİ. KÖTÜ NİYET SAVI. İSPAT KÜLFETİ

(TMK m. 194/1.1023)

Özet: Eşlerden birinin diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemeyeceği Yasada öngörülmüştür.

Kötü niyet iddiasını ileri süren taraf, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.

Dava konusu somut olayda, taşınmazı satın alan kişinin o yerin aile konutu olduğunu ve diğer eşin satışa rıza göstermediğini bildiği kanıtlanamadığından, davanın reddine karar verilmelidir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan ve temyiz eden davalılardan Halime ile vekili avukatlar ve karşı taraf davacı vekili avukat geldi. Diğer davalı Mustafa vekili tebligata rağmen gelmedi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı Meryem, eşi davalı Mustafa ya ait 206 ada 40 parselde kayıtlı 6 nolu bağımsız bölümün 07.01.2005 tarihinde diğer davalı Halime ye satılğını yerin aile konutu olduğunu ileri sürerek tapusunun iptali ile davalı eşi adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava konusu yerin aile konutu olarak özgülendiği tartışmasızdır.

Türk Medeni Kanunu nun 194/1. Maddesi uyarınca eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez;  aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlıyamaz.

Türk Medeni Kanunu nun 1023. Maddesine göre tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynı hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.

Toplanan delillere göre, davacı Meryem, davalı Halime nin taşınmazı satın alırken bu yerin aile konutu olduğunu ve kendisinin rızasının bulunmadığını bildiğini ispatlayamamıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz olunan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 625.00,-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılardan Halime ye verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.04.2009 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

WordPress Themes