AĞIR YA DA EŞİT KUSUR. YOKSULLUK NAFAKASININ KOŞULU . BOŞANMADA MADDİ VE MANEVİ GİDERİM. KİŞİSEL İLİŞKİNİN DÜZENLENMESİNDE SINIR.
YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ
E: 2006/3442 K: 2006/9603 T: 15.06.2006
AĞIR YA DA EŞİT KUSUR. YOKSULLUK NAFAKASININ KOŞULU . BOŞANMADA MADDİ VE MANEVİ GİDERİM. KİŞİSEL İLİŞKİNİN DÜZENLENMESİNDE SINIR.
(TMK. M. 174/1, 4; BK m. 42,43,44,49)
Özet: Davacının gelirinin zabıta kanalıyla araştırılıp bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, tartışılmadan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi yanlıştır.
Boşanma sonunda maddi tazminat kararı verilecek ise, Türk Medeni Kanununun hakkaniyet ilkeleri ile Borçlar Kanununun ilgili hükümleri dikkate alınmalıdır.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen hüküm kusur, nafaka, tazminat, faiz, velayet ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı koca daha ağır kusurludur. Tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki temyiz itirazları yersizdir.
2- Dosyadaki belge ve bilgilere göre kadının G. Ajansta çalıştığı ileri sürülmüştür. Davacının gelirinin zabıta marifetiyle araştırılıp bu gelirin kendisine yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı tartışılmadan eksik inceleme ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3- Tarafların tesbit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran kadın yararına hükmolunan maddi tazminat fazladır. Türk Medeni Kanununun 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42. Ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md. 174/1) takdiri gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
4- Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadın ağır yada eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına
5- Müşterek çocuklar ile davalı baba arasında Şubat tatilinin tamamının baba yanında geçirecek şekilde şahsi ilişki düzenlenmesi isabetsizdir.
6- Soyadı kullanılmasına izin ve faiz konusunda kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması da usul ve yasaya aykırıdır. (HUMK 381,388 iç BK 10.04.1992 tarih ve 7/4)
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün 2,3,4,5 ve 6 bentlerde yazılı nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının ise 1.bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. 15.06.2006
KARŞI OY YAZISI
Kısa kara ile gerekçeli karar arasında evlilik soyadının kullanılması ve tazminata faiz istemi konusunda çelişki yaratıldığına ilişkin değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır.
Çekişme nedir;
Değerli çoğunluğun kısa karar ile gerekçeli karar “çelişkisine rağmen” işin esasının diğer yönlerden incelenebileceğine yönelik düşüncesine katılmıyorum.
… Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasanın 381/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388. Maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlış da olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
Dikkat edilecek olursa Darimeni formüle edilmiş ilke kararına göre tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden ve tek başına bozma sebebi olur.
Kaldıki kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bir bozma sebebi sayılır. (10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi) 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadi birleştirme kararına göre sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara uygun olması görüşü konusunda oybirliği vardır. 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre yerel mahkeme önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle vicdanı kanaatine göre karar verebilir. Öyle ki hakim çelişkiyi gidererek davayı görev yönünden ya da hak düşürücü süreden bile reddedebilir (10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme karırı gerekçesi)
Kısa karar ile gerekçeli kararda hükmün herhangi bir bölümü ile ilgili olarak çelişki yaratılması sonucu bozulması, hüküm maddelerinin tümünü ortadan kaldırır. Yeniden verilecek kararda, tüm istekler hakkında yeniden ayrı ayrı karar verilmesini gerektirir. Açıklanan yasal nedenlerle yok hükmünde olan önceki kararda temyiz edilmeyen bölümlerinin kesinleştiğine ilişkin görüş anılan inançları birleştirme kararına aykırıdır. (Y2HD, 28.4.1999, 1986-4284 Ömer Uğur Gençcan Öğreti ve Uygulamada Boşanma, Tazminat, Nafaka, Yetkin Yayınevi, Ankara 2000 II. Cilt Ankara 2000 kısaltma GENÇCAN, Boşanma s 1509)
Çelişik kararın gerek tamamının gerekse bir bölümünün temyiz incelenmesine konu yapılmasına bu sebeple olanaksızdır. O Halde mahkemece yapılacak iş 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum
AİLE HUKUKU. KADININ ELİNDEN ZORLA ALINAN PARA . HAKSIZ EYLEM. AİLE MAHKEMESİNİN GÖREV ALANI . BOŞANMANIN EKİ OLMAYAN DAVADA GÖREV
YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ
E: 2009/3951 K: 2009/7819 T: 22.04.2009
AİLE HUKUKU. KADININ ELİNDEN ZORLA ALINAN PARA . HAKSIZ EYLEM. AİLE MAHKEMESİNİN GÖREV ALANI . BOŞANMANIN EKİ OLMAYAN DAVADA GÖREV
(4787 SY m. 4; HUMK m. 8/1)
Özet: Davacı kadının elinden zorla alındığı iddiasına dayanan para alacağı istemi, haksız eyleme dayanan ve genel hükümlere tabi olan bir taleptir. Boşanmanın eki niteliğinde olmayan bu uyuşmazlığın çözümünde Aile Mahkemesi görevli değildir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kocanın boşanma davası, kusur, tazminatlar, yoksulluk nafakası ve davalı-davacı kadının alacak davası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kocanın aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yarsizdir.
2- Davalı-davacı kadının; zorla elinden alındığı iddia edilen 2.000 Euro karşılığı 3.500.-TL alacağına ilişkin isteği; boşanmanın eki niteliğinde olmayıp haksız eyleme dayalı ve genel hükümlere tabidir. Aile Mahkemesi görevli değildir. ( 4787 s. K. Md. 4.) Davanın genel mahkemede görülmesi gerekir. (HUMK. Md.8/1) Mahkemenin görevi kamu düzeni ile ilgilidir. Yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Davalı-davacı kadının bu isteğinin tefrik edilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm kurulması usul ve Yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. Bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda 1. Bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu karırın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
BOŞANMA KOŞULU. EVLİLİK BİRLİĞİ GÖREVLERİNİN YERİNE GETİRİLMEMESİ . GÜVEN SARSICI DAVRANIŞ
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E: 2006/2067 K: 2006/10736 T: 04.07.2006
BOŞANMA KOŞULU. EVLİLİK BİRLİĞİ GÖREVLERİNİN YERİNE GETİRİLMEMESİ . GÜVEN SARSICI DAVRANIŞ
Özet: Kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, güven sarsıcı davranışlar içine girdiği anlaşıldığından boşanma kararı verilmelidir.
Taraflar arasındaki davanın birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün duruşmalı temyiz eden AÇ ile vekili Av. ABÖ ve temyiz eden karşı taraf SC vekili Av. YH geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dasyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı davacı kocanın temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacı davalı kadının temyizinin incelenmesine gelince;
Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı davacı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta hakladır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK m. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün 2.bentte gösterilen nedenlerle kadın yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesi yer olmadığına, kocanın temyiz itirazlarının 1. Bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 450 YTL vekalet ücretinin S den alınıp A ya verilmesine aşağıda yazılı harcın S ye yütletilmesine peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran A ya geri verilmesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.07.2006
BOŞANMA DAVASINDAN FERAGAT , YENİ AÇILAN DAVA , FERAGATI İZLEYEN SÜREÇTEKİ EYLEMLER , YOKSULLUK NAFAKASI
YARGITAY 2 HUKUK DAİRESİ
E: 2007/13680 K: 2007/13225 T: 04.10.2007
BOŞANMA DAVASINDAN FERAGAT. YENİ AÇILAN DAVA. FERAGATI İZLEYEN SÜREÇTEKİ EYLEMLER.
YOKSULLUK NAFAKASI
Özet: Davalı kadın, daha önce açtığı boşanma davasından 5.12.2003 tarihinde feragat etmiş; davalı koca ise 24.12.2003 gününde boşanma davası açmıştır.
Feragatten sonra davacı kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektirir bir olayın varlığı kanıtlanmadığı gibi, toplanan delillerden; eşini sebepsiz yere sürekli olarak şikayet eden kadının tam kusurlu olduğu anlaşıldığından eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmez.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delilerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davalı kadın, daha önce açtığı boşanma davasından 5.12.2003 tarihinde feragat etmiştir. İşbu dava ise koca tarafından 24.12.2003 tarihinde açılmıştır. Feragat o tarihe kadar ki olayların affedildiğini en azından boşanma sebebi yapılmadığını gösterir. Feragatten sonra davacı kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektirir bir hadisenin varlığı kanıtlanamamıştır. Toplanan delillerden, boşanmaya sebep olan olaylarda eşini sebepsiz yere sürekli olarak şikayet eden kadın tam kusurludur. Tamamen kusurlu olan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez. İsteğin reddi gerekirken yazılı şekilde davalı yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda 2. Bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin 1.bentte gösterilen sebeple ONANMASINA aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.